ANA SAYFA

2013 Aşıklar Meclisi

asiklarmeclisi
Cevaplar vardı sorusuz… Çünkü o cevaplardı ki sorulara ihtiyaçları yoktu. Sorunun cevap olduğu nokta idi gerçeklik.

Fakat insanoğlu akıllıydı…Ve akıl gerçekliğin sorgulayıcısı idi. Bir yandan Gerçekliği ararken öbür yandan kendi gerçeğini yaratmaya çalışandı akıl. Ve bu da onu mutsuz edendi. Çünkü gözünün gördüğünü kulakları, kulaklarının işittiğini elleri, ellerinin dokunduğunu ise dilinin söyledikleri yalanlıyordu her “gerçeği buldum” dediğinde.Böylece gerçeklik yolunda çıkılan basamakları teker teker inmek zorunda kalıyordu her seferinde, kimi zaman gözleri,kimi zaman kulakları kimi zaman da elleri yüzünden.

Akıl; kibiri, gururu, tutkuyu, yargılamayı, elde etme ve yok etme arzusunu,sevmemeyi ve inanmamayı,korkuyu ve yalanı,şehveti ve gösterişi öğrendi gördüklerinden, işittiklerinden,dokunduklarından. Ve bunlara “BEN(benlik)” adını verdi. BEN, gerçekliği ararken ‘tatmin’i buldu. Varınca tadına ‘tatmin’in, gerçeği bırakıp ‘tatmin’ arar oldu. Bulamayınca da yorulup yollarda kaldı. Çünkü akıl, RUH(ÖZ) ile değil, BEN ile çıktı gerçeklik yoluna her defasında; çoğu zaman Ruh’u farkedemediğinden, farkettiğinde ise onun sonsuzluğu ve gerçekliği karşısında duyduğu
ürpertiden.

Fakat yok mudur haberdar olunmayınca, orada mevcud olan? Ya da var mıdır görmezlikten gelmekle, varken yok olan?

RUH şimdi burada olandı,dışarıda değil, içeride olandı.Ne öğrenen, ne öğreten; sadece öğrenilesi, bilinesi, farkedilesi ve Hakikat yolunun sessiz kılavuzu idi sesi işitilesi. Varlığı Aşktan gelendi. Aşk ise maşuğun cemalinde gizli idi. ‘Ben’, tatminin olduğu her yerde olabilen ‘çokluk alemi’ iken; ‘Ruh’ ise, sadece aşk ile olabilen ‘teklik(birlik) makamı’ idi.

Ve akıl, ne zaman ki vardı ‘ruh’un idrakine, o zaman anladı ki ‘Öz’ünü görebildiğince görecekti Hakikatı, ve Hakikatı görebildiğince görecekti aslında ne ‘sen’,ne ‘ben’in olduğunu. Aşığın maşuk, maşuğunsa aşık olduğunu. Çünkü bütünün bilgisi, zerrede gizli idi. Umman ne ise katre de o idi. İnsan kainatta, kainatsa insanda idi.

Akıl, yürürken Hakikat yolunda,
Yolu uğradı Aşk’a.
Nasıl ki tanıştı Aşk ile, olamadı artık ‘ben’ ile.
Gördü ki yalan imiş öğrendiği ne varsa
Kulak ile, göz ile.
Ne varsa dönen şu alemde, cümlesi idi Aşk ile.

ÖZLEM TANER

2007 Türkmen Kızı

turkmenkiziHalk müziği sanatçısı Özlem Taner’in uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ilk albümü “Türkmen Kızı” Kalan Müzik tarafından yayınlandı. Daha önce dizi ve film müziklerinde sesi ve sazıyla yer alan Taner ilk albümünde, Serdat Ataşer, Sunay Özgür, Erol Mutlu, Kemal Sahir Gürel, Aytekin G. Ataş gibi usta düzenlemeciler tarafından hazırlanmış türküleri başarı ile seslendiriyor. Albümde yer alan eserlerin büyük kısmı Türkmen yörelerinden seçilmiş ezgilerden oluşuyor. Taner, özellikle Antep – Barak yöresi ezgilerini ve Alevi – Bektaşi deyişlerini başarıyla seslendiren genç kuşak yorumculardan birisi olarak ilk albümünde, sesinin yanı sıra sazıyla yaptığı ustalıkları da sergiliyor. Albümde, aynı zamanda, Âşık Mahzuni Şerif, Âşık Davut Sulari, Muhlis Akarsu, Neşet Ertaş, Âşık İkrami gibi usta ozanların eserleri de yer alıyor.