Dizilerden aşinayız biz bu sese

Özlem Taner, Antepli bir Türkmen kızı. Türkiye onu yüzüyle değil, sesiyle tanıdı. Aşka Sürgün, Kapıları Açmak, Sağır Oda ve Yersiz Yurtsuz dizilerinde ve Beynelmilel filmindeki vokalleriyle girdi hayatımıza. Ve şimdi bir albüm çıkardı. Kalan Müzik’ten çıkan albüme de Türkmen Kızı adını verdi. Köklerinden gelen sesi günümüze taşıdı. Çağımızın büyük bestecileri olan Neşet Ertaş’tan Muhlis Akarsu’ya, Musa Eroğlu’dan Aşık Mahsuni’ye kadar geniş bir bahçeden topladığı çiçeklerle hayatımıza yeni bir pencere açtı.

Özlem Taner, 1974’te Gaziantep’te doğmuş. Dört kardeşin üçüncüsü. Dedeleri Türkmen. Bu sebeple, gözünü dünyaya açtığında önce annesinin sonra da bağlamanın sesini duymuş. Babası Mehmet Bey, çok iyi bağlama çalarmış. Annesi Elif Hanım ise türkü söylermiş. Babası, kendi kendine durmaksızın türkü söyleyen küçük kızının eline 8 yaşındayken bağlamayı tutuşturmuş. Ağabeyi Sinan’a “hadi, sen de çalmaya gayret et bakalım” demiş. İki kardeş, bir haftada bir türkünün notalarını eksiksiz çalmaya başlamış. İki küçük yetenek önce aile içinde, sonra da meclislerde sazlarını konuşturarak kısa zamanda nam salmış Antep şehrine.

Ve aradan bir yıl geçmiş. Antep’in geleneksel Esentepe Fuarı’na Arif Sağ gelmiş. Fuarı düzenleyen ekip daha önce dinleyip etkilendikleri küçük kızın, Arif Sağ’dan önce sahneye çıkması için babasından izin almış. Özlem Taner, bağlamayı çalıp türküyü dillendirince seyirciler ayağa kalkıp dakikalarca alkışlamış. İki yıl sonra İskenderun Festivali’nde yine Arif Sağ ve Sabahat Akkiraz’la sahnedeymiş. Programın sonunda Arif Sağ, şöyle bir nasihatta bulunmuş: “Bak kızım, tabiatından gelen üstün bir yeteneğin var. İstersen bu yeteneğini ve enerjini başka alanlarda değerlendir. Çünkü bu yol çileli ve meşakkatlidir. Ün kazansan da para kazanamaz, perişan olursun.” Bu nasihat karşısında şaşkınlığa uğrayan küçük sanatçı, “Hayır, ben yolumu seçtim. Çünkü türkü söyleyemezsem yaşayamam” deyivermiş. Bu cevap karşısında Sağ da gülümseyerek, “Ben de senden bunu bekliyordum. Afferim sana. Yolun açık olsun” demiş. Ustadan aldığı bu onayla, daha bir sıkı sarılmış türkülere.

Liseden sonra, Antep Türk Müziği Konservatuvarı’nı kazanmış. Mezun olunca da Anadolu’nun yollarına düşüp öğretmenliğe başlamış. Özlem, hem barakları hem de çağdaş ustaların eserlerini çok farklı ve çok güzel yorumluyor. “Bu eserleri ortaya çıkaran insanın ne hissettiğini anlamaya çalıştım aslında. Bu da çok zor olmadı. Çünkü ayrılık asırlar önce insanı nasıl etkiliyorsa bugün de aynı şekilde etkiliyor. Kervanlarla yola çıkıp memleketinden uzaklara giden insanla, bir uçağa binip gurbete düşen insanın duyguları aynı değil mi? İnsanın yüzyıllar içinde ölüme verdiği tepki farklılaştı mı? Dermansız derde düşenler aynı acıyı çekmiyor mu? Gönlü coşturan, gözü kör eden aşkı biz şimdi aynı şekilde yaşamıyor muyuz?” diyor.

Bazılarının “Türkü, kırların ıssızlığında kalan, köyle birlikte yok olmaya yüz tutan, kenar insanının sevip tutunduğu bir müzik türüdür” diye bir iddiası var. Özlem, buna itiraz ediyor: “Böyle düşünenler müziğin ne olduğu konusunda bilgi sahibi olmayanlar. Türkü çağların içinde özünü koruyup şekil değiştirerek günümüze kadar geldi. Eğer öyle olmasaydı son yıllarda Amerika’da, Avrupa’da yapılan filmlerde fon müziği olarak işlenmezdi. Kalan Müzik’in derlediği eserler dünyanın dört bir yanında Türkiye’deki satış rakamlarını dörde, beşe katlıyor…”

DEMON BİLE YOK!
Özlem Taner, bundan beş yıl önce, İstanbul plakçılar çarşısına gelerek Kalan Müzik’in kapısına dayanıyor. “Daha önce neler yaptın?” diye soruyor Hasan Saltık. “Saz çalıp türkü söyledim, bir de bu işin eğitimini aldım” diye cevaplıyor Özlem. Elinde demosu yok, hiçbir hazırlığı yok. Saltık, “Sen bir demo hazırla da gel” diye savuşturuyor. “Beni dinleme gereği bile duymayan bir adamın yanına bir daha adım atmam” diyerek kapıyı çarpıp, çıkıyor Özlem. Saltık, peşinden koşup, “Gel birkaç türkü söyle o zaman” diyor. İlk türkü bittiğinde albüm yapmak üzere anlaşıyorlar. Bundan üç yıl önce de stüdyoya giriyorlar. İstedikleri performansın ortaya çıkması için tam altı ekibin değişmesi gerekiyor.

Özlem Taner, Türkmen Kızı albümünde Serdar Ataşer, Sunay Özgür, Erol Mutlu, Kemal Sahir Gürel, Aytekin G. Ataş gibi usta düzenlemeciler tarafından hazırlanmış türküleri başarı ile seslendiriyor. Eserlerin büyük kısmı Türkmen yörelerinden seçilmiş ezgilerden oluşuyor. Taner, Barak ezgileri dışında Alevi- Bektaşi deyişlerini de seslendiriyor bu ilk albümünde. Ayrıca Áşık Mahzuni Şerif, Áşık Davut Sulari, Muhlis Akarsu, Neşet Ertaş, Áşık İkrami gibi usta ozanların eserlerini de çok güzel yorumluyor.

ERSİN KALKAN / HÜRRİYET