Özlem Taner’in selülit sorunu yok!

“Kendisi daha on altısını bitirmeden bilmemne mankenlik ajansı kadrolarında podyumlarla tanışan, iç çamaşırı defilelerine çıkmak konusunda son derece medeni cesaret sahibi, geçen gece bilmemne karın ağrısı beach clubta, kendisinden on yaş büyük evli sevgilisinin kucağındayken verdiği frikik nedeniyle selülitleri deşifre olan ve ülke gündemine oturan, ülkenin en uzun boyuna ve en ince beliyle, en dolgun memesine sahip mankeni olarak tescillenmiş ünlü bir şahsiyet değil.”

Çünkü O, bacaklarını açarak değil yüreğini açarak beğenilme çabasında olan, bir son dönem Türk Halk Müziği sanatçısı. Aynı zamanda da müzik öğretmeni.

İsmini ilk defa duyuyor olabilirsiniz. Dedik ya kendisi daha on altısını bitirmeden bilmemne mankenlik ajansı kadrolarında podyumlarla tanışan, iç çamaşırı defilelerine çıkmak konusunda son derece medeni cesaret sahibi, geçen gece bilmemne karın ağrısı beach clubta, kendisinden on yaş büyük evli sevgilisinin kucağındayken verdiği frikik nedeniyle selülitleri deşifre olan ve ülke gündemine oturan, ülkenin en uzun bacak boyuna ve en ince beliyle, en dolgun memesine sahip mankeni olarak tescillenmiş ünlü bir şahsiyet değil.

Özlem Taner, Antep’li bir müzik öğretmeni. Bağlama çalıyor ve müthiş etkileyici bir ses rengi ile gırtlak yapısına sahip. Yirmi beş yaşlarında.

Birkaç gece önceydi. Çok kanallı televizyonumun kanalları arasında bana göre bir şey var mı diyerek sıradan dolaşmaktaydım. Bursa televizyonu olan, Olay TV’de bir genç kız türkü söylemekteydi. Programın adı da zaten “Türkü Diyenler”di.

Daha kanalı açmamı iki ya da üç saniye geçmedi ki kulaklarımdan yüreğime ulaşan, ulaşmaktan da ziyade güp diye tam orta yere oturan o sesle tanıştım. Önümüzdeki yılların “Sabahat Akkiraz”ı olacağı hususunda her türlü müzik otoritesi ile bahse girebileceğim sesin sahibi, Özlem Taner isimli kardeşimizmiş.

Büyük ozanımız, merhum Aşık Mahsuni Şerif’in, ölümsüz eseri “bu mezarda bir garip var”ı okuyordu ki ne okumak. Tüylerim diken diken oldu. Ekranın başında fara tutulmuş tavşanlar gibi kala kaldım.

Programı sonuna kadar takip ettim. Daha sonra okuduğu ve Antep yöresinin bir ağzı olan Barak Havası tavrından verdiği örnek ise bir başka darbe vurdu titrek yüreğime. Barak tavrı, malumunuz veçhiyle, otantik halk müziğimizin en zor tavırlarından biridir. Son derece başarılıydı.

Özlem Taner, albüm yapmak için İstanbul’un yolunu tutmuş ve Kalan Müzik ile bir şekilde yolları çakışmış. “Türkmen Kızı” adlı bir albüm çıkarmışlar. Benim tesadüfen rastgeldiğim program da Özlem Taner’in katıldığı ilk tv programıymış.

Buradan yazıyor ve kayıtlara geçiyorum efendim. Özlem Taner, önümüzdeki dönemin en çok ses getirecek halk müziği sanatçılarından biri olacaktır. Albümünü en kısa sürede alıp dinleyeceğim. Belki bir eleştiri yazısı da ondan sonra yazabilirim. Ancak o Mahsuni Şerif türküsü vardı ki beni yaralamaya, tir titretmeye fazlasıyla yetti.

O mezarda bir garip var…Gariiiiiiippppp…

MİLLİYET BLOG / MİLLİYET